WWAIT

Kendini Tanıma Ne Anlama Gelir ve Nasıl Derinleştirilebilir?

Kendini tanıma hakkında çok konuşulur.

Genellikle bu kavram, kim olduğunu, ne istediğini ve neden öyle davrandığını tam olarak bilen bir insan imajı yaratır.

Gerçekte ise kendini tanıma genellikle çok daha belirsiz görünür.

Şu cümleyle başlayabilir:

“Bunu neden yaptığımı gerçekten bilmiyorum.”

Kendini Tanıma, Kendine Dair Hazır Bir Resim Değildir

Bir insanın kendi kişiliğine dair çok yerleşik bir anlayışı olabilir.

“Ben böyle biriyim.”

“Ben asla…”

“Benim için önemli olan…”

Bu anlayışlar tamamen doğru olabilir.

Ancak aynı zamanda, kendimiz hakkındaki hikayemizin iddia ettiğinden farklı davrandığımız durumları görmemizi de engelleyebilirler.

Bu yüzden kendini tanıma sadece cevapları bulmak değildir.

Aynı zamanda, henüz bir cevap olmadığı o anla başa çıkabilme yeteneğidir.

Tekrarlayan Durumlar Genellikle Tek Bir Duygudan Daha Fazlasını Anlatır

Eğer aynı sorun farklı ortamlarda tekrar ortaya çıkıyorsa, burada ilginç bir şey olabilir.

Neden iş yerlerimde sürekli olarak takdir edilmediğimi hissediyorum?

Neden tam da karşımdaki yakınlaşmaya başladığında geri çekiliyorum?

Neden kendim için önemli olduğunu düşündüğüm şeyleri erteliyorum?

Neden karşımdaki henüz eleştirmeden bile kendimi savunduğumu fark ediyorum?

Tek bir durum için genellikle bir açıklama bulunur.

Tekrarlayan bir örüntü ise daha fazlasını anlatmaya başlar.

Bir Duyguyu Adlandırmak, Onu Anlamak Anlamına Gelmez

“Kaygılıyım.”

“Öfkeliyim.”

“Hayal kırıklığına uğradım.”

Bir duyguyu tanımak önemlidir, ancak iç gözlem buradan daha ileriye gidebilir.

Öfke neye yönelik?

Ne olmasını ummuştun?

Hayal kırıklığının ne anlama gelmesinden korkuyorsun?

Tam olarak bu durumda sana bu kadar güçlü bir şekilde dokunan neydi?

Aynı konuya birden fazla açıdan bakıldığında, duygu bir yapı kazanmaya başlar.

Karşınızda Birinin Olması Neden Yardımcı Olur?

Kendi kafanızın içinde kendinizi şaşırtmak zordur.

Genellikle bir durum hakkında ne düşündüğümüzü zaten biliriz.

Bir sohbette ise küçük noktalar ilginç hale gelebilir: seçtiğiniz bir kelime, iki düşünce arasındaki bir çelişki veya hızla geçiştirdiğiniz bir konu.

Karşınızdaki kişi, sizin çoktan geride bırakmış olacağınız bir noktada durabilir.

Bu nedenle, devam eden bir konuşma süreci, tek başına yapılan bir öz analizin ortaya çıkaramayacağı şeyleri gün yüzüne çıkarabilir.

Kendini Tanıma, Sürekli Kendini Gözetlemek Değildir

Her şeyi analiz etmek gerekmez.

Eğer iç gözlem, kendi davranışlarını bitmek bilmeyen bir denetlemeye dönüşürse, bu durum kişiyi kendi deneyiminden daha da uzaklaştırabilir.

Amaç, kendinize dair mükemmel bir açıklama inşa etmek değildir.

Amaç, ne olup bittiğini eskisinden biraz daha iyi fark etmektir.

Bazen küçük bir farkındalık yeterlidir:

“İşte bu noktada ben hep geri çekilirim.”

Bir sonraki seferde, bir seçeneğiniz daha olabilir.

Anlayış Değişir

Bugün kendinizi anlama şekliniz, bir yıl sonrakiyle aynı olmayabilir.

Bu, önceki anlayışınızın yanlış olduğu anlamına gelmez.

İnsan değişir, durumlar değişir ve bakış açısı değişir.

Bu yüzden kendini tanıma belki de bir varış noktası değildir.

Kendi deneyiminizle sürekli bir ilişkidir.